tr ar de en fr

Sarkan Yüzlerde Neden Dolgu Kullanılmamalı?

Yerçekimi ve ilerleyen yaşa karşı koymak mümkün değil. Yaşın ilerlemesiyle birlikte istisnasız her bireyin yaşadığı sorunlardan biri de yüz bölgesinde sarkmaların meydana gelmesidir. Yanaklarda, kaşlarda ve alında cildin elastikiyetini kaybetmeye başlaması ile beraber cilt sarkmaları da meydana gelmeye başlar. Elbette ilerleyen teknoloji sayesinde artık çok daha genç görünmek de mümkün olabiliyor.

Medikal estetik alanda yaşanan gelişmeler ve buna eşlik eden yeni teknikler sayesinde yüzdeki sarkan doku yerini daha genç ve daha diri bir yüz görünümüne bırakabiliyor. Ancak cerrahi operasyon kararı vermek her birey için sanıldığı kadar kolay değil. Her ne kadar güvenilir bir klinik tercihi yapılmış olsa da estetik ameliyat korkusuna yenik düşenlerin ve çok istemesine karşın sarkan yüz durumuna katlananların sayısı azımsanmayacak kadar fazla!

Yüzdeki Sarkmaya Karşı Dolgu Doğru Seçenek mi?
İşte bu durum pek çok kişinin tercihini yüz dolgu işlemlerinden yana kullanmasını beraberinde getiriyor. Ameliyat olmaktansa sadece yüze enjekte edilen dolgular daha cazip bir seçenek gibi görünebiliyor. Peki, dolgu gerçekten sarkma problemini gidermek adına iyi bir seçenek midir? Bu sorunun yanıtından önce yaşlanma evreleri hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Yaşlanma Süreci 4 Evrede Gerçekleşir!
Yerçekimine bağlı olarak yüzde meydana gelen elastikiyet kaybını 4 evrede açıklamak mümkün. Bu dört evrede cilt yerçekimine daha önceki dönemlerde olduğu gibi karşı koyamaz. Cildin kalitesi bozulur ve yüzdeki parlak görünümü de zamanla yok olmaya başlar. Yüzde sağlıklı bir görünümün işareti olan pembelikler yerini kahverengi bir matlığa bırakır. Yüze diri bir görünüm kazandıran yağ katmanları incelmeye başlar ve dolgun görünümü yerini çökük bir görünüme bırakır. Çünkü yağları tutan bağlayıcı özellikteki ligamanlar gevşer ve haliyle yağ tabakasını tutamaz.

Yaşlanmanın 1. Evresi
Bu evre erken yaşlanma olarak da adlandırılabilir. Göz altında bulunan yağ adası, yanaklarda bulunan yağ adasından yavaş yavaş ayrılmaya başlar. Bu durum göz altında halkalar oluşması şeklinde bir görünümü beraberinde getirir. Kimi insanlarda göz altı çökmesi şeklinde kendini belli eden bu durum kimilerinde de göz altı torbalanması şeklinde görülür. Bu evreye genellikle 35 yaşından sonra girilir. Fakat anatomik ya da genetik faktörlere bağlı olarak daha erken yaşlarda da görülebilir.

Yaşlanmanın 2. Evresi
Yanaklardaki yağlar artık aşağıya inmiştir. Burun kenarlarında oluk görünümlü bir çizgilenmeye görülmeye başlar. Bu çizgilerin derinliği yaş ilerledikçe artar. Bu evreye 40 ila 45 yaş arasında girilir. Yaşlanma belirtilerinin en net görülmeye başladığı aşama bu evredir.

Yaşlanmanın 3. Evresi
Çene kenarlarında sarkmalar meydana gelmeye başlar. Çene kenarları artık kulaklara doğru bir paralel hat çizmez Sarkan çene kenarları ve yanaklar bir kavis oluşturur. Genellikle bu evreye 45 ila 50 yaş arasında girilir.

Yaşlanmanın 4. Evresi
Göz kapağında ve kaşlarda düşük bir görünüm ortaya çıkmaya başlar. Bu evrede artık boyun bölgesindeki sarkma da net bir şekilde görülür. Hatta boyun bölgesinde katlanmalar da meydana gelir. Bu evreye de 55 yaşından sonra girilir ve tüm evrelerde meydana gelen yaşlanma belirtileri artarak devam eder.

Dolgu İşlemi Hangi Evrede İşe Yarar?
Sonuç olarak yaşlanmanın 4 evresine baktığınızda her evrede başrolün sarkma olduğunu görebilirsiniz. Yüze yaşlı bir görünüm kazandıran sadece yüz bölgesindeki kırışıklıklar değil, aynı zamanda cildin sarkmasıdır. Yaşlanmanın ilk evresinde dolgu işlemleri daha genç bir görünüm kazanmak adına çözüm olabilir. Işık dolgusu geçici de olsa bir gençlik kazandırma noktasında etkili olabilir. Fakat diğer evreler için dolgunun ideal olabileceğinden söz etmek son derece güç!

Yaşlanmanın ikinci evresine girdiyseniz dolgu işlemlerinden başarılı bir sonuç beklemeyin. Elbette mutlaka bir fark olacaktır. Fakat dolgu ile sarkmayı düzeltmek mümkün olmaz. Elastikiyetini kaybetmeye başlamış bir cildi yukarı çekmek yerine içini doldurmak aslında daha genç bir görünüm elde etme noktasında beyhude bir çaba olabilir. Bu noktayı daha iyi anlamanız için bir örnek verebiliriz. Sarkmış ve aynı zamanda dolgunluğunu kaybetmiş bir meme görünümü hayal edin. Bu memeye dikleştirme yapılmadan sadece içine silikon konduğunu hayal edin. Evet, daha dolgun ancak halen sarkık bir meme görünümü elde edilir.

Bu nedenle daha genç görünmek isteyenlerin sarkma etkisinden kurtulması için cerrahi müdahaleye daha sıcak bakması gerekir. Ayrıca dolgu işlemlerinin kalıcı bir çözüm olmadığını da hatırlatmak isteriz. Etkisi geçicidir. Fakat ameliyat ile yüze kazandırılan genç görünümün etkisi kalıcıdır.



Bir cevap yazın